Urla77 - Urla'nın doğası yaşamımın bir parçası olsun diyorsanız, 12 ay vade farksız - 444 6 496
Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Tıbbi cihaz sektöründen ödeme isyanı: Faturalar tarih oldu!

Nihat Delibaşı profil fotoğrafı
YazarNihat Delibaşı

İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Onur Akgün, üniversite hastanelerinin tıbbi cihaz firmalarına yönelik uzun ödeme vadelerinin işletmelerin sermayesini erittiğini söyledi. Uzun süredir tahsil edilemeyen alacakları esprili bir dille anlatan Akgün, “Bizim bazı faturalar artık muhasebenin konusu olmaktan çıktı, tarihçilerin çalışma alanına girdi. Faturayı ne zaman kestiğimiz belli de ne zaman tahsil edeceğimizi henüz kimse bilmiyor” dedi

Tıbbi cihaz sektöründen ödeme isyanı: Faturalar tarih oldu!

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Üyesi Onur Akgün, tıbbi cihaz sektörünün yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çekerek özellikle üniversite hastanelerindeki uzun ödeme sürelerinin firmaların sermayesini erittiğini söyledi. EGEDER Başkanı ve TÜMDEF Başkan Vekili olarak sektörün ülke genelindeki sorunlarını da yakından takip ettiklerini belirten Akgün, kamu alacaklarının zamanında tahsil edilememesinin yalnızca firmaları değil, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini de tehdit ettiğini vurguladı.

Tıbbi cihazların sağlık sisteminin işleyişi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Akgün, acil servislerde kullanılan enjektörlerden ameliyathane malzemelerine, yoğun bakım cihazlarından laboratuvar sistemlerine kadar pek çok ürünün hastaların tedaviye zamanında erişmesinde belirleyici olduğunu ifade etti. Hastanelerin bina, yatak ve hekim kapasitesi kadar tıbbi cihaz, sarf malzemesi ve teknik hizmetlere de ihtiyaç duyduğunu kaydeden Akgün, sektörün ekonomik dayanıklılığının doğrudan toplum sağlığıyla bağlantılı olduğunu dile getirdi.

“BAZI FATURALAR MUHASEBENİN KONUSU OLMAKTAN ÇIKTI”

Üniversite hastanelerinin eğitim, araştırma ve ileri tedavi alanındaki önemini kabul ettiklerini belirten Akgün, bu kurumların yaşadığı finansman sorunlarının çözümünün tedarikçileri belirsiz sürelerle bekletmek olamayacağını söyledi. Uzun süredir tahsil edilemeyen alacakları esprili bir dille anlatan Akgün, “Bizim bazı faturalar artık muhasebenin konusu olmaktan çıktı, tarihçilerin çalışma alanına girdi. Faturayı ne zaman kestiğimiz belli de ne zaman tahsil edeceğimizi henüz kimse bilmiyor” dedi. Tahsilat için farklı yolların konuşulduğunu aktaran Akgün, bir hukukçu arkadaşının rektörlerin makam araçları üzerinden işlem yapılıp yapılamayacağını sorduğunu belirterek, “Aman, rektör hocamızın altından arabasını almayalım. Biz zaten iki yıldır bekliyoruz, bir de hocamız bizi beklemesin” sözleriyle ödeme sürelerinin ulaştığı noktayı anlattı.

10 MİLYON TL’NİN ALIM GÜCÜ YÜZDE 42 ERİDİ

Akgün, uzun ödeme vadelerinin işletmeler üzerindeki etkisini 10 milyon TL’lik bir alacak üzerinden hesaplayarak ortaya koydu. Eylül 2024-Eylül 2026 dönemindeki 24 aylık enflasyon verileri esas alındığında, 10 milyon TL’lik alacağın başlangıç tarihindeki alım gücünü koruyabilmesi için yaklaşık 17,3 milyon TL’ye ulaşması gerektiğini belirtti. İki yılın sonunda yalnızca 10 milyon TL tahsil edilmesi durumunda ise paranın başlangıç tarihindeki alım gücünün yaklaşık 5,8 milyon TL’ye gerilediğini ifade eden Akgün, bunun yaklaşık yüzde 42’lik bir kayıp anlamına geldiğini kaydetti. Akgün, söz konusu hesabın banka faizi ve diğer finansman maliyetlerini içermediğini vurgulayarak, “İşletmenin kasasına para giriyor, fakat aynı ekonomik gücü geri getirmiyor. Burada kâr kaybından önce sermayenin erimesini konuşuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Akgün, alacaklarını tahsil edemeyen işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmek için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirtti.

ÖDEME SORUNU YERLİ ÜRETİMİ VE TEDARİK ZİNCİRİNİ DE ETKİLİYOR

Ödeme belirsizliğinin işletmelerin yalnızca nakit akışını değil, yatırım ve üretim kapasitesini de etkilediğini belirten Akgün, firmaların stoklarını yenilemekte, yeni ihalelere teklif vermekte ve teknik servis yatırımlarını sürdürmekte zorlandığını söyledi. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin uzun vadeli tahsilat sorunlarına karşı daha kırılgan olduğuna işaret eden Akgün, yerli üreticilerin yeni ürün geliştirmek için ayırabilecekleri kaynakları finansman giderlerine yönlendirmek zorunda kalabildiğini kaydetti. Firmaların ödeme risklerini fiyatlarına yansıtmaya çalışabileceğini veya kamu alımlarına katılmaktan vazgeçebileceğini belirten Akgün, rekabetin zayıflamasının kamu açısından da maliyet ve tedarik risklerini artırabileceğini ifade etti. Bugün ertelenen ödemelerin gelecekte daha yüksek alım maliyetleri olarak geri dönebileceğini söyleyen Akgün, bu zincirin sonunda sağlık hizmeti bekleyen hastaların bulunduğunu vurguladı.

“PANDEMİNİN DERSLERİNİ UNUTMAMALIYIZ”

Pandemi döneminde tıbbi cihaz, tanı kiti ve koruyucu ekipman tedarikinin sağlık sisteminin devamlılığı açısından ne kadar önemli olduğunun görüldüğünü hatırlatan Akgün, sektörün üretim, lojistik, tedarik ve teknik hizmet alanlarında önemli sorumluluk üstlendiğini belirtti. Küresel tedarik zincirlerinde yeni bir kesinti veya salgın yaşanmayacağının garantisi bulunmadığını ifade eden Akgün, kriz dönemlerinde ihtiyaç duyulacak üretim kapasitesinin ve teknik uzmanlığın olağan dönemlerde de korunması gerektiğini söyledi. Kapanan bir üretim hattının, dağılan teknik ekibin veya kaybedilen uzman iş gücünün kriz başladığında kısa sürede yeniden oluşturulamayacağına dikkat çeken Akgün, sektör firmalarının finansal açıdan ayakta kalmasının sağlık sisteminin hazırlık kapasitesi bakımından da önemli olduğunu dile getirdi. Sektörün temel beklentilerini aktaran Akgün, birikmiş alacaklar için güvenilir bir ödeme takvimi oluşturulmasını, tahsilat süreçlerinde şeffaflığın sağlanmasını ve yeni alımlarda öngörülebilir ödeme vadelerine uyulmasını istedi. Akgün, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün alacağını beklerken sermayesini kaybeden firmadan yarın daha fazla yatırım, daha fazla istihdam ve daha fazla yerli üretim bekliyoruz. Bu beklentilerin gerçekleşmesi için o firmanın bugün ayakta kalması gerekiyor. O gün kapısını çalacağımız işletmelerin, bugün kapısına kilit vurmasına seyirci kalamayız. Hastaya zamanında ulaşması gereken tıbbi cihazın bedeli de tedarikçiye zamanında ulaşmalıdır.”

Kategoriler:

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.